Yusuf(E. Kınay): Şöyle bir cümle kurdum; bir şeylerin yerine birbirimizi koyduk, birbirimiz kadar değerli şeylerin yerine. Olmadı. Artık şimdi kimse sığmaz oraya.
Olcay(Z. Olcay): Çok güzel ve doğru
Yusuf: Şimdi seni düşünmemeyi öğreniyorum. Yine de sen iyi misin?
Bir televizyon dizisinin ötesinde Yeditepe İstanbul.
“Süper Baba”, “İkinci Bahar”, “Şaşıfelek Çıkmazı” ya da “Şapkadan Babam Çıktı” kadar güzel, sade, etkili, şiir gibi replikleriyle hislendiren güzide eser. Yönetmen Türkan Derya, senaryo Ali Ulvi Hünkar. Balat’ta bir mahallede başka kimseye benzemeyen ve ilk gördüğü günden beri Duru’ya aşık Ömer, gelin olduğu gece kocası yanı başında öldürülen Önem, tüm deliliklerine rağmen sabırla Önem’i bekleyen Doğan, bir dönemin izlerini taşıyan ve bugüne geri dönmeye çalışan Ali, hapiste biriktirdiği hikayelerini anlatan Ferhan, bolluk içinde geçen günlerin ardından yoksullukla mücadele etmek zorunda kalan, kendisi ve kızı için yeni bir hayat kurmaya çabalayan Olcay, mahallenin romanını yazan, Olcay’a sevdalı Yusuf ve analığıyla Havva vardı. Mahallenin kalbi, iltifat berberi ve sazanların tarihi… Her biri pek güzel işlenmiş ve her biri de öyle güzel oynamış ki, tesiri o kadar kolay geçmiyor. Tüm yalınlığıyla iyi ki vardı.
Ve Yusuf, Olcay’a der ki “Öyle bir bak ki bana gelmem için başka bahane gerekmesin.”
20090312
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder